Close

Novus 9. Bölüm – 11 Şubat 2018 – Arnold Schönberg

Dışavurumculuk terimi, 1900’lerin başlarındaki bir resim akımından müziğe aktarılmıştır. Alman ressamların Münih’te oluşturdukları ve öncülüğünü Kandinsky’nin yaptığı “Mavi Atlı Grubu” psikolojik dürtülerin egemenliğine önem vermekte ve simgesel biçimleri yok etme eğilimi göstermektedir.

Dışavurumculuk, müzikte Arnold Schönberg (1874-1951), Alban Berg (1885-1935) ve Anton Webern (1883-1945)’in yapıtlarında açığa çıkmıştır. Romantizmdeki gibi öznel duygular müzik aracılığıyla yansıtılmaktadır fakat bu öznel duygulara artık insanın karanlık alanları, bilinçdışı ve dışavuramadığı eğilimleri de dahil edilmiştir. Dışavurumcu sanat, bastırılmış duyguları ortaya çıkaran bir araç gibidir. Bu nedenle toplumsal anlamda anarşist bir tavır içerir. Kandinsky ve Schönberg’le aynı dönemde yaşamış olan Sigmund Freud (1856-1939), “Düşlerin Yorumu” başlıklı kitabını yayınlamış, psikanaliz ve bilinçaltı çalışmalarını yapmaktadır. Freud’a göre kişi; güncel yaşamında bastırdığı duyguları, istekleri, düşlerinde özgürce yerine getirebilmektedir. Yakın zamanda, Albert Einstein ise izafiyet teorisi kuramını sunmuştur. Zamanın göreliliği, psikanaliz çalışmaları, teknolojik yenilikler, toplumsal kaos ve Birinci Dünya Savaşı… 20. yüzyılın başlarındaki bu kültürel değişimler sanat akımlarını şekillendiren başat unsurlar olmuştur. Bu arayışlar ve değişimlerden yola çıkan resim, müzik, tiyatro ve edebiyat karakter olarak anlatımcı bir kişiliğe bürünür ve her sanat dalı da bu özü aktarmak için kendine göre teknik yöntemler geliştirir. Klasik müzik geleneğinde, 1600-1900 yılları arasında gelişip kemikleşen tonal sistemi 20. yüzyılın başında farklı yöntemlerle kıran üç öncü besteci vardır. Bunlar; Debussy, Stravinsky ve Schoenberg’tir.

Resimde Kandinsky ve Kokoschka’nın koşutu, müzikte İkinci Viyana Okulu bestecileridir. Benzer olan ortak nokta; kalıpları kaldırmak, geleneksel tümce yapısını ve biçim sınırlarını yıkmaktır. Bu durumda İkinci Viyana Okulu üyeleri, yeni klasikçilere ve yeni nesnelcilere baş kaldırmaktadırlar. Müzik tarihinde Haydn, Mozart ve Beethoven Birinci Viyana Okulu; Schönberg, Berg ve Webern İkinci Viyana Okulu adıyla anılır.

Besteci, müzik teorisyeni ve ressam Schönberg yaşamı boyunca ciddi bir müzik eğitimi almamıştır. Müzik adına ne biliyorsa hepsini dostu Alexander von Zemlinsky’den öğrenmiştir. Schönberg’in erken dönem eserlerinde; Dvorak, Brahms, Wagner, Strauss gibi bestecilerin etkileri gözlenir. Besteci özellikle Wagner’den oldukça etkilenmiştir. Buna örnek olarak 1900 yılında bestelediği “Gurre Şarkıları" verilebilir. 1901 yılında dostu ve hocası Zemlinsky’nin kız kardeşi Mathilde ile evlenir. Aynı yıl R. Strauss yardımıyla Lizst Bursu’nu kazanır ve Stern Konservatuarı’nda kompozisyon öğretmeni olur. Ardından Viyana’ya gider ve Webern, Berg gibi görüşlerini paylaşacağı ve ileride birlikte İkinci Viyana Okulu olarak anılacağı öğrencilerine ders verir. W. Kandinsky ile yakın dostluk kurar, resim yapmaya başlar. R. Gerstl’den resim dersleri alır. 1908-1910 yılları arasında Schönberg, 600’ün üzerinde resim üretmiştir. Bu yıllardan sonra bestecinin müzikte; Kandinsky ile dostluğu, Gerstl’in yönlendirmesi ile resimde aldığı yol ile çok benzer bir ilerleyişi olacaktır.

Schönberg 1908 yılında özel hayatında büyük bir buhran yaşamıştır. Eşi Mathilde dostu ve resim öğretmeni Gerstl ile Schönberg’i aldatıp, terk etmiştir.  Gerstl ise birkaç gün sonra tüm resimleri ile birlikte kendini yakmaya çalışmış, ardından kendini asarak intihar etmiştir. İşte bu korkunç buhran, yaşamının sonuna dek besteciyi etkilemiş, sanatçı kimliğinin daha da uçlarda olmasına sebep olmuş, karanlık ve karamsar taraflarını ön plana çıkarmıştır. Bu buhran sonrasında ilk atonal eserini bestelemiştir; İkinci Yaylı Çalgılar Kuvarteti. Bu eserde tonaliteden çıkışın yanında başka bir yenilik de kuvartete insan sesinin eklenmesidir. Tanrıya yakaran bu soprano ses, eşi Mathilde ile yaşananların yansıması gibidir. 1909’da ise Stefan George’nin şiirleri üzerine bestelediği “Asma Bahçeler Kitabı” (Das Buch der hängenden Gärten) adlı şarkılar bestecinin tümüyle dışavurumcu ilk yapıtıdır. 1909 tarihli, birinci piyano konçertosu ise baştan sona atonal ilk eseridir. Aynı yıl yazdığı “Beklenti” adlı tek kişilik sahne oyunu, adeta psikanaliz yöntemi ile yazılmış ve baştan sona psikolojik öğeler işlenmiştir.   1913 yılında yazdığı “Şanslı El” adlı öz yaşam öyküsünü simgeleyen müzikli oyun, 20. yüzyılın devamında görülecek disiplinler birleşmesinin ilk ve en güzel örneklerinden biri olabilir. Eserde müzik ile edebiyat, resim ve tiyatro birleştirilmiştir. Besteci, 1916’da da gönüllü olarak orduya yazılır ve 1914-1923 yılları arasında neredeyse hiç eser üretmez, içe kapanır. Schönberg’in bu suskunluk dönemi, daha sonra sunacağı -20. yüzyıla damgasını vuran- dizisellik kuramına hazırlık evresi olarak görülebilir. Dizisellik - 12 ton sistemi; her sesin yalnızca birbiriyle ilişkili olduğu, matematiksel işlemler ile kurgulanan bir sistemdir. 1923 op.23 piyano parçaları 12 ton sistemini kullandığı ilk eserlerdir. 1925’te Berlin’deki Prusya Sanat Akademisi’nde kompozisyon ustalık sınıfına direktör olarak atanır ve kuramını burada anlatma, öğretme fırsatı bulur.  Schönberg, bu en üretken ve kendi bestecilik kuramını sağlamlaştırdığı dönemde Nazilerin düşmanlığı yüzünden zor zamanlar yaşar. 

1925-1926 yıllarında yazdığı Op. 29-Yedi Çalgı İçin Suit eserinde biçimin varlığının tonaliteye bağlı olmadığını kanıtlar. Bu eser klasik biçimde dansları içermektedir; Uvertur, Dans Adımları, Langsam ve Gigue. Bu çalışması başlı başına bir devrim gibidir. Çünkü yaklaşık beş yüz yıllık klasik müzik geleneğinde tonal sistem üzerine formlar geliştirilmiştir ve bu hiyerarşik yapılanmada biçim tonaliteden koparılamaz gibi görülmüştür. Romantik dönemde bu durum kromatizm ve bestecilerin öznel müzik arayışları sayesinde genişletilse de ilk kez Schönberg’de yıkılmış ve aynı biçimlerle yepyeni bir sistemde eser yazılmıştı. 12 ton yöntemini orkestra için uyguladığı op.31 “Çeşitlemeler” eserinde B A C H (si, la, do, si bemol) motifli teması ile J. S. Bach’ın füg sanatına göndermede bulunmuştur. 1933 yılında Schönberg üzerinde Nazi düşmanlığı yoğunlaşır ve Prusya Sanat Akademisi’ndeki işine son verilir. Bu nedenle ABD vatandaşı olur ve ölümüne kadar burada kalır. California Üniversitesi’nde profesör olur.  Bu dönemde şair Byron’ın dizelerinden bestelediği; (konuşmacı, piyano ve yaylı çalgılar kuvarteti için bestelediği) Napolyon’a Kaside, Yaylı Çalgılar Triosu, Piyano konçertosu eserleri ustalık dönemi eserleri olarak görülebilir.

Schoenberg’in serial müzik sistemi 1950’lere kadar Berg ve Webern gibi yalnızca birkaç bestecinin ilgisini çekmişti. Ancak, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Igor Stravinsky, Aaron Copland vb. gibi tanınmış bestecilerin serializmin yalnızca bir stil değil ciddi bir besteleme tekniği olduğunu anlamalarıyla eserlerinde yer vermeleri, Avrupa ve Amerika’da 20. yüzyılın ikinci yarısında bu tekniğin yaygınlaşmasını sağlamıştır. Schönberg’in serializmi, Batı Müziği tarihinde günümüze kadar ulaşmış ve 20. yüzyılda yeni arayışlara öncül olarak atılmış en anarşist adım olarak görülebilir.

Başak İdil Özen

Programın tüm bölümleri için: Novus

Liste

radyodinlemekicinbir.site gönüllü çalışma ve dinleyici destekleri ile hayat buluyor. Kısa bir süre önce kapanmanın ucundan döndük. Destek olmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Benzer İçerikler

Takip etsen çok güzel olmaz mı?