Close

Novus 6. Bölüm – 21 Ocak 2018 – Dmitri Şostakoviç

Şostakoviç’in müziğini anlayabilmek için öncelikle Sovyetler Birliği'nin kültür-sanat politikalarına değinmek gerekiyor. Sovyet müziğini üç dönemde inceleyebiliriz; 1920-1930 arası kuruluş ve iç yapıların oluşumu dönemi, 1930-1953 sosyalist inşa dönemi ve savaş yılları, 1953 Stalin sonrası revizyonistler ve soğuk savaş dönemi.

Devrimden sonraki ilk dönemde iki müzik birliği kurulmuştu; "Çağdaş Müzik Birliği" ve "Rus Proleter Müzik Birliği". Birincisi; Schönberg vb. modernist akımların temsilcisi, ikincisi ise Rus Okulu çizgisi ve Rus romantizminin devamıydı. Ekim Devrimi’nden sonra emperyalist devletlerin Sovyetler’i yıkmak için iç isyanları kışkırtma, ekonomik abluka, bilim-kültür-sanat üreticilerini ülkeden kaçırma çabalarına karşın oluşturulan Yeni İktisadi Politika yani NEP dönemi ile birlikte, ulusallaşma ve beş yıllık planlar ile; iç yapıların denetlendiği ve yapıların korumaya alındığı bir dönem başlamıştı. NEP dönemi aynı zamanda burjuvanın kültür-sanat kazanımlarını sahiplenen ulusal sınıflar arasında da bir iç uzlaşma dönemi idi. Bu dönemde "Çağdaş Müzik Birliği" ve "Rus Proleter Müzik Birliği" kapatıldı ve "Sovyet Besteciler Birliği" kuruldu. Her iki grupta yer alan besteciler ve bağımsız besteciler bu çatı altında birleştirilmiş oldu. Bu durum, NEP’in kültür-sanat politikasının genel bir yansımasıdır. 1930’lar ile birlikte Sovyetler kendini toparlamış, kendine özgü sosyalist programı tam anlamıyla uygulamaya koymuştu. Sovyet müziği de bu program ve sosyalist inşanın bir parçasıydı.

Sovyetlerin kültür devrimi, kapitalizm ve feodalizmden kopuşu ifade eder. Bu nedenle Sovyetler'de müzik kapitalist ülkelerde olduğundan bambaşka bir işleve sahip olmuştur. Müzik; sosyalizmi inşa etme, kitleleri eğitme, sosyalizmi anlatma, yeni insanı yaratmanın aracıdır. Sanat ve müzik alanında yapılan katı uygulamaları bu işlevi anlamadan yargılamak yersiz olacaktır.

Şostakoviç, yaşamı boyunca işte bu işleve göre müzik üretmiş, her zaman kendisini ülkesine ve devrime bağlı hissetmiştir. 1931 yılında New York Times’a verdiği demeçte kendini "devrimci-halkçı" olarak tanımlamış ve içinde ideoloji taşımayan müziğin düşünülemeyeceğini söylemiştir.

Şostakoviç, St. Petersburg Konservatuvarı'nı bitirdikten sonra piyanist olarak kariyerine başlar. Sonrasında yazdığı ilk eserler hem beğenilir hem de politik çevrelerce daha yalın olması konusunda eleştiriler alır. 1928’de Sovyet müziğinin elçisi tayin edilir ve çeşitli ülkeleri dolaşıp yeni Rus müziğinin tanıtması istenir. 1936 ve 1948 eleştirileri, Sovyet müziğinde görülen yanlış eğilimleri düzeltme hareketi olmuştur. 1936’da besteciler daha kişisel olarak uyarılırken; 1948’de bu uyarım bütün bestecilere yönelik hale gelmiştir. Şostakoviç bu iki eleştiriye de maruz kalmış olsa da bu durum onun devrime bağlılığını etkilememiştir. Sosyalist kimliği bilinci ile eleştiriler sonrası üretimine devam etmiş ve -örneğin- 1936 yılındaki eleştiriye cevap olarak 5. senfonisini yazmıştır. Kimi eleştirmenlere göre bu eleştirilerle birlikte Şostakoviç’in müzik dili ikiye bölünmüştür; rejim ve sorumluluklarına göre bestelediği eserler ve kendi arayışlarının peşinden koştuğu eserler. Şostakoviç, yaşamı boyunca sosyalist besteci kimliğinden asla vazgeçmediğini savunmuş olsa da kendi arayışının peşinden koştuğu eserler için, adının Rusçadaki baş harflerinin karşılığı olan re,mi bemol, do, si motifini işlediği eserleri örnek gösterilebilir.

Şostakoviç’in müzik dili, karmaşık kontrpuan ve yer yer kullandığı uyuşumsuzluklara ve geçici olarak atonaliteye kaymasına rağmen her zaman tonaliteye bağlı olmuştur. Satirik ve şaşırtmacalı yalın üslubu ve üretkenliği ile en büyük Sovyet bestecisi olarak kabul görmüştür. Şostakoviç, dilini oluştururken geç romantiklerden beslenmiş ve geçmiş ile bağlar kurmuştur. Buna en güzel örnek bestecinin piyano edebiyatının en önemli eserleri arasında yer alan; J. S. Bach’ın 24 prelüd-fügüne gönderme yapabileceğimiz ve Barok kontrpuanı 20. Yüzyıl kazanımları ile kendi dilince yeniden inşa etmiş olduğu 24 prelüd-fügleridir. Şostakoviç’in oda müziği (özellikle piyanolu) ve orkestra eserleri orkestralamada ustalık olarak literatüre geçmiş, o dönemden günümüze konserlerde en çok çalınan eserler arasında yer almıştır.

15 senfonisi içinde isimleri ile doğrudan Sovyetlere adanmış olanlar şunlardır; 2. Senfoni – Ekim, 3. Senfoni – 1 Mayıs, 7. Senfonisi – Leningrad, 11. Senfonisi – 1905 Yılı, 12. Senfonisi – 1917 Yılı. Şostakoviç, yaşamı boyunca devrimci üretkenliğini sürdürmüş ve Komünist partiye üye bir besteci olarak 1975 yılında hayatını kaybetmiştir.

Başak İdil Özen

Liste

Programın tüm bölümleri için: Novus

Benzer İçerikler

Bizi takip etmek de istersin belki. : )

Send this to a friend