Close

Novus 21. Bölüm – 3 Haziran 2018 – Anton Webern

Schönberg’in 12 ton tekniğini ileriye taşıyarak serial sisteminin öncüsü olan Webern, biçimin en yalın haline öykünerek çok kısa eserler yazmış, tını ezgisi kavramına (her bir çalgının bir ya da iki nota çaldığı ezgiler) yoğunlaşarak müziksel noktacılığı (noktacılık veya puantilizm) kısacık eserlerinde mükemmel bir uyumla uygulamıştır. Schönberg’in ifadesiyle “bir sayfada roman yazan besteci“ Webern’in aşırı tutumlu dili aslında post-romantizmin “yeni”nin üzerindeki hegomonyasına (ki serial müziğin diğer temsilcisi olan Berg, post-romantik ifadeye yakındı) ve geleneksel müziğe karşı yenilikçi bir duruş olarak algılanmalıdır. Webern’in tüm eserleri arka arkaya çalındığında yaklaşık olarak iki buçuk saat sürer ve müziğin dili -serializm içerisinde olsa dahi- hiçbir zaman katı değildir.

Soylu bir ailede dünyaya gelen Webern, on sekiz yaşına gelene dek özel müzik dersleri almış; piyano, çello ve müzik teorisi öğrenmiştir. Viyana Üniversitesi’nde müzikbilim okurken Schönberg’e geleneksel formda yazdığı eserleri gösterme şansına erişmiştir. Schönberg, Webern’deki ‘yeni’ye olan yatkınlığı ve yeteneği görür ve onunla özel olarak ilgilenmek ister. Bu zamandan sonra Berg ve Webern yaşamı boyunca Schönberg’i izlemiş, her yere onunla gitmiş, müzik kuramına gönül vererek bestecilik üsluplarını bu sistemle kurgulamışlardır. Webern, Guido Adler’in kürsüsünde Rönesans bestecisi Isaac üzerine müzikoloji doktorası yapmış, o güne dek ilk kez müzik tarihi ile bilimsel olarak ilgilenen besteci olmuştur.

1908-1914 yılları arasında Almanya, Viyana ve Prag’da çeşitli tiyatro orkestraları yönetmiş, Op. 1 Passacaglia, Op. 1 yaylı dördül için beş bölüm, Op. 6 ve Op. 10 orkestra eserlerini bu dönemde bestelemiştir. 1918’de Schönberg’in kurduğu Özel Müzik Seslendirme Derneği’nde (Verein für musikalische Privataufführungen) şeflik yapmış, 1922-1934 yılları arasında Viyana’daki İşçi Orkestrası’nı ve 1923-1930 yılları arasında İşçi Korosu’nu yönetmiştir. 1920 yılından sonra üretkenliğinde azalma görülse de 1924’te Viyana Müzik Ödülü’nü kazanmıştır.1934 yılındaki kargaşa sonrası Nazilerin yükselişi ile birlikte Webern siyasal haklardan yoksun bırakılmış, İşçi Korosu ve Orkestrası’ndaki görevlerinden alınmıştır. Bu zamandan sonra Webern yaşamını öğretmenlikten kazanmıştır. Webern’in ölümü de şaibeli bir olayla olmuştur; II. Dünya Savaşı süresince Nazilerden saklanan bestecinin 1945 yılında savaşın sona erdiği günlerde karartma sırasında evinin önünde sigarasını yaktığı sırada bir Amerikalı asker tarafından “yanlışlıkla” vurulduğu söylenmektedir.

Berg gibi Webern de kendilerini öğretmenleri Schönberg’e adamış, öğretmenlerinin tonaliteden kopup atonaliteye geçişini takip etmişlerdir. Bu anlamda Berg’e göre çok daha geleceğe dönük yenilikçi bir üslup kullanan Webern, az ama öz verdiği kısa süreli eserleri ile 20. yüzyıl müziğinde hem biçim hem de yapıda geleneksel tonal sistemin kırılmasına eserleri ile büyük katkıda bulunmuştur. Webern’in uzak aralıklara atlama tekniği ve aşırı yalın dili bir sesin diğerine bağlanmasında boşluklar ve gerilimler yaratmakta, bu anlamda ses-sessizlik-gerilim-uyum meselelerini sorgulamaya yol açan eserleri ile müzikte dışavurumcu anlatıma derin katkılarda bulunmuştur. Mimaroğlu, Webern’in melodik hattı çok çeşitli çalgı türlerine parçaladığından, çalgı tınılarının deneyselliği açısından Schönberg ve Berg’den çok daha ileri gittiğini söylemektedir. (Mimaroğlu, Müzik Tarihi sy:152 ).

 

Başak İdil Özen

Programın tüm bölümleri için: Novus

*Novus'un geçmiş bölümlerinde işlenmiş besteciler kalın yazı tipi ile belirtilmiştir. İsimler üzerine tıklayarak ilgili bestecinin yer aldığı bölüme erişebilirsiniz.

 

Liste

Benzer İçerikler

Bizi takip etmek de istersin belki. : )

Send this to a friend