Close

Novus 18. Bölüm – 6 Mayıs 2018 – Pierre Boulez

Küçük yaşlarda piyano çalmaya başlayan Boulez, gençliğinde matematik ve fen bilimleri ile ilgiliydi. Lyon’daki matematik ve mühendislik eğitiminden sonra 1943 yılında Paris Konservatuarı’nda Oliver Messiaen ile kompozisyon çalışmaya başladı, 1945 yılında ise Leibowitz ile 12 ton müziği üzerine çalıştı. Boulez, 1953 yılından itibaren avangart müzikleri içeren konserlerin temelini atmış, orkestra şefi olarak tanınmaya başlamış, çoğunlukla 20. yüzyıl bestecilerinin seslendirildiği orkestraları yönetmekteyken bir yandan da somut müzik üzerine yoğunlaştığı eserlerini yazıyordu. 1974 yılında Pompidou hükümetinin kararı ile Paris’te kurulan Müzik Araştırma ve Koordinasyon Enstitüsü'nü oluşturdu ve yönetmeye başladı. Boulez bu enstitüde elektronik aygıtlarla ses denemeleri yapacak, serial müzik tekniğini geliştirecek imkânı buldu. 1976 yılında enstitü bünyesinde en önemli çağdaş müzik topluluklarından biri olacak Ensemble Intercontemporain’ı kurdu, 1992 yılına dek bu topluluğun şefliğini yaptı.

Boulez’in karmaşık dizisel müziği; çalgıların akustiği, doku ve renk nüanslarına karşı derin bir hassasiyet içerir. İlk dönem eserleri 12 ton bestecilerinin etkisini taşır, Messiaen'in müziği ve onun aracılığıyla tanıştığı bazı Doğu Asya müziklerine yakındır. 1952 yılında yazdığı “In Structures” eseri ile Messiaen’den gelen 12 ton seriyi, süre ve dinamiklerin çok çeşitli kombinasyonları ile detaylandırıp en küçük parçayı farklı çeşitlerde işleyerek bütün ile bağlantısını kurarak oluşturmuştur. Boulez ayrıca Stephane Mallarme ve Rene Char’ın eserlerinden oldukça etkilenmiştir. 1955’te yazdığı üçüncü piyano sonatında rastlamsal yöntemi ilk kez kullanmıştır: Beş bölümlük sonatın üçüncü bölümü merkez olmak üzere herhangi bir bölümden başlanıp çalınması yorumcuya bırakılmıştır. 1958’de elektronik sesleri kullanmaya başlamıştır. Kendisi de gençlik yıllarında matematik ve fen bilimleri ile ilgilenmiş olan besteci, Messiaen’in matematiksel ritim hesaplarından oldukça etkilenmiş ve bilimin deneyselliğini müziğe uygulamış, müziği salt kendisi olmaktan ziyade belli kavramlar ve felsefelerin teknolojik imkânlarla yorumlandığı bir alan olarak görmüştür.  İlk dönemlerinden sonra kendi deneysel dilini yaratan Boulez’in müziğindeki diziselleşme yalnızca seslerin kurgulanışında değil, ritim, ses gürlüğü ve tını içinde de görülmüştür. Bu anlamda Cage müziğinin diziselliğine yakın bir dil geliştirmiş Boulez müziğinde de, ses sessizlikle eşdeğer görülerek işlenmiş; vokal müzik içerisinde konuşma, fısıltı, çığlık, ağlama gibi efektler kullanmıştır. “Pli Selon Pli” eserinde Mallerme’nin portresini konu edinmiştir.

Yaşamı boyunca Cleveland, BBC Senfoni, New York Filarmoni, Şikago Senfoni, Berlin ve Los Angeles gibi dünyanın en önemli orkestralarının şefliğini yapmış Boulez; Maurice Ravel, Igor Stravinsky, Schönberg, Alban Berg, Anton Webern gibi 20. yüzyıl müziğinin en büyük bestecilerinin eserlerinin seslendirmiştir. Praemium Imperiale, Wolf ve Kyoto Ödülü gibi birçok uluslararası ödül kazanmış bestecinin yaptığı performans kayıtları 20’den fazla Grammy ödülüne layık görülmüştür. Ayrıca Boulez 2015’te Grammy’nin yaşam boyu başarı ödülünü kazanmıştır.

20. ve 21. yüzyıl müziğine büyük katkılar sağlamış besteci ve şeflerinden biri olan Boulez, aynı zamanda müzik teorisyeni olarak; rastlamsallık, deneysellik ve diziselliğe dayanan özgün müzikal dilinin yanında müziğe getirdiği disiplinler arası yaklaşım ve felsefe ile günümüzün yeni müzik yazarları ve icracıları için en önemli kaynaklardan biri olmaya devam ediyor…

Başak İdil Özen

Programın tüm bölümleri için: Novus

*Novus'un geçmiş bölümlerinde işlenmiş besteciler kalın yazı tipi ile belirtilmiştir. İsimler üzerine tıklayarak ilgili bestecinin yer aldığı bölüme erişebilirsiniz.

 

Liste

Benzer İçerikler

Bizi takip etmek de istersin belki. : )

Send this to a friend