Close

Novus 13. Bölüm – 18 Mart 2018 – Henry Cowell

Henry Dixon Cowell, 11 Mart 1897’de Kaliforniya’da doğmuştur. Altı yaşındayken anne ve babası ayrıldığı için Cowell annesi ile büyümüştür ve hayatını şekillendiren kişi annesi olmuştur. Cowell 1910’da, Intelligence Quotient (IQ) testinin geliştiricisi Psikolog Lewis M. Terman tarafından üstün çocuklar arasına seçildi. Terman, on üç yaşında olan Cowell’ın, on dokuz yaşındakilerin zeka seviyesine sahip olduğunu belirtmişti. Oysa yaşadıkları zor zamanlar ve maddi imkansızlık yüzünden annesi Cowell’ı düzenli olarak okula göndermemişti, evde Cowell’ın kitaplar okumasını ve daha o yaşta belli kavramları öğrenmesini sağlamıştı. Terman, 14 yaşında Cowell’ın üçyüz kitap okumuş olduğunu belirtmişti. Annesinin formal bir eğitimden geçirmeyişi Cowell’ın geleceğini ve yaşama bakışını şekillendiren ana unsur olmuştur. Çünkü eğitim sisteminin öğrenciye kazandırmaya çalıştığı istendik kalıplardan uzak kalarak ve özgür düşünme ve gelişme sürecini yaşayarak büyümüştür. Müziğe olan ilgisi çok küçük yaşlardan beri süregelen Cowell, ilk piyanosunu 15 yaşında edinebilmişti ve bu sürede birkaç piyano öğretmeninden ders almıştı. Piyano öğrenmeye başladığı süre içinde beste denemeleri de yapmaya başlamıştı.  12 Mart 1912’de, San Francisco Müzik Kulübü’nde kendi bestelerini çaldığı bir konser verdi. Cowell bu eserleri birçok yan yana tuşları önkol ve yumrukları ile bir defada basarak ve piyanonun içine uzanıp telleri çekerek çalıyordu. 1912’de neredeyse hiç duyulmayan bu teknikler o dönem için oldukça yenilikçiydi. 5 Mart 1914’te, daha büyük bir kitleye verdiği konserde “Adventures in Harmony” (Armonide Serüvenler) (1913) adlı eserini çaldı. Bu eserde daha sonra doruk noktasına ulaştıracağı armonik buluşu ses salkımlarını kullanmıştı. Bu konser ile Cowell dikkatleri üzerine çekti ve California Üniversitesi müzik bölümü başkanı Charles Seeger ile armoni ve kontrpuan çalışmaya başladı. Seeger o dönem için Batılı olmayan müziklerle ilgilenen birkaç Amerikalı akademisyendendi ve bu sebeple öğrendiklerinin Cowell’ı sınırlamamasını ve özgürce eser üretebilmesini sağlayacak şekilde ders verebilecek sayılı isimlerdendi.

Cowell, annesi öldükten sonra 1916’da New York’taki Institute of Musical Arts’a (Müzik Sanatları Enstitüsü) kaydoldu. Fakat eğitim sisteminin katılığına ve kendisine müdahale ediyor olmalarına ancak yarım dönem dayanabildi ve Kaliforniya’ya geri dönerek Seeger ile çalışmalarına kaldığı yerden devam etti.  Seeger’ın cesaretlendirmesi ile 1919 yılında “New Musical Resources” (Yeni Müzikal Kaynaklar) adlı kitabını yazdı. Bu bilimsel incelemede Cowell, doğuşkanlara göre ritim ve perde ilişkisine dair teorisini oluşturmuş; ses salkımları, ikili armoni, poliarmoni , poliritim armonisi teorilerini açıklamış ve üçgen, kare gibi geometrik şekilleri kullanarak hazırladığı yeni notasyonunu sunmuştur. 22 yaşında böylesine sağlam bir şekilde oturttuğu kuramsal yaklaşımı o dönem için müzikte devrim niteliğinde bir özgünlüktü. 29 Kasım 1919’da tamamen kendi piyano eserlerinden oluşan ilk konserini New York’ta verdi ve bu konser büyük ilgi topladı. Cowell sadece yeni armonik dili ile değil, piyanoyu vurmalı çalgı gibi çalmasıyla ve piyanonun içine nesneler yerleştirerek sesin frekansını değiştirdiği tekniklerle yazdığı eserleri ile de dikkat çekmişti. Yazdığı müziklerde İrlanda halk ve mitolojik hikayelerinden beslendiği gizemli orkestra eserleri, dini ve folklorik metinlerden hazırlanmış vokal eserler, notaların frekansları ve doğuşkanlar arasındaki karmaşık bir ilişkiye dayalı oda müziği eserleri ve küçük dans parçalarından, konser boyu süren süitlere kadar değişen yüzlerce piyano eseri vardı.

Cowell 1923 yılında; Paris, Londra, Budapeşte ve Almanya’nın bir çok şehrinde verdiği piyano konserleri ile yenilikçi sanatçı ve besteciler tarafından büyük ilgi görürken eleştirmen ve dinleyicilerilerin de tepkisini çekmişti. Yaşamı boyunca da bu durum sürecekti… Cowell’ın hem teknikte hem de notasyonda yaptığı devrimsel yenilikler özellikle II. Viyana Okulu bestecilerinin ilgisini uyandırdı. Turne sonunda Arnold Schoenberg Cowell’ı Berlin’deki sınıfında sunum yapması için davet etti. (Novus'un Schoenberg bölümü için buraya tıklayabilirsiniz.) Béla Bartók 1926 yılında, “Out of Doors” (Kapıların Ardında) adlı eserinde ses salkımı tekniğini kullanmak üzere Cowell’ın iznini istedi. (Novus'un Béla Bartók bölümü için buraya tıklayabilirsiniz.)

Cowell, Şubat 1924’te Carnegie Hall ve Town Hall konserleri ile Amerika içinde seri konserler vermeye, müziğini anlattığı davetlere katılmaya ve büyük ses getirmeye başladı. 1925’te New Music Society’i (Yeni Müzik Topluluğu) kurdu. New Music Society 1936 yılına kadar, Avrupalı ve Amerikalı çağdaş bestecilerin yenilikçi eserlerinin seslendirildiği konserler düzenledi. 1927’de Cowell, New Music Society’nin devamı olarak, New Music Quarterly (quarterly: üç ayda bir yayınlanan dergi) adlı bir dergi çıkarmaya başladı. Bu dergide Kuzey ve Güney Amerikalı bestecilerin eserleri başta olmak üzere; Arnold Schoenberg, Anton Webern ve Edgard Varèse’nin bulunduğu Avrupalı bestecilerin eserlerini de yayınladı. Charles Ives’ın müziği düzenli olarak dergide yer aldı. Cowell’ın oluşturduğu, yenilikçi bestecilere destek olarak onları tanıttığı ve alan açtığı, eserlerinin yayınlanmasını sağladığı bu iki oluşum 20. yüzyıl müziğinin gelişiminde kilometre taşı olmuştur. Dikkat çekici olan ise, yayınlandığı yıllar boyunca bu dergide, Cowell’ın kendi müziğinin hiçbir şekilde yayınlanmamış olmasıdır. Bu noktada Cowell’ın yeni müzik için ne denli özverili ve hassas düşündüğünü anlayabiliriz.

New Music Quarterly, Cowell’ın Charles Ives (Novus'un Charles Ives bölümü için buraya tıklayabilirsiniz.) ile tanışmasını ve aralarında yıllarca sürecek bir ilişkinin doğmasını da sağlamıştır. Ives, dergiye ve Cowell’ın 1934’te başlattığı New Music Quarterly Recordings (Yeni Müzik Dergisi Kayıtları) adlı çalışmaya destek olmanın yanı sıra; Cowell’ın Edgar Varèse, Carlos Salzedo ve Carlos Chávez ile 1928’de kurduğu Pan American Association of Composers’ın (Pan-Amerikan Besteciler Birliği) konserlerini desteklemek üzere büyük maddi yardımlarda bulundu. Cowell ise Ives’in müzik dünyası ve müziğe devrimci yaklaşımından her zaman çok fazla etkilenmiş, kendi müziğinde esin kaynağı olarak görmüş, Ives’in eserlerini anlatımlı konserler düzenleyerek icra etmiş, “Charles Ives and his Music” (Charles Ives ve Müziği) (1955) adlı bir kitap yazmıştır.

Cowell 1920’li yıllardan itibaren, Avrupalı olmayan müzikler ile ciddi şekilde ilgilenmeye başladı. 1931-1932 yıllarında Guggenheim Foundation (Guggenheim Vakfı) aracılığı ile Almanya’dan müzikolog Erich von Hornbostel, Hindistan’dan Profesör Sambamoorthy ve Endonezya’dan Raden Mas Jodjhana ile Berlin’de çalışmalarda bulundu.

Kariyerinin zirvesinde ve en üretken döneminde Cowell, on yedi yaşındaki bir çocuğun şahitliği üzerine 1936 yılında homoseksüellikten tutuklandı. Hücresindeyken yazdığı itiraf yazısında af talebinde bulundu; fakat anlaşılmadı ve itirafı çok ağır bulunarak on beş yıla mahkum oldu. Cowell dört yıl boyunca tutuklu kalmıştır ve klavyede çalışma imkanı bulamadan üretim yapmaya çalışmıştır. Hapishane sürecinde karamsarlığa kapılmamış, elinden geldiğince besteciliğe devam etmiş, mahkumlara müzik öğretmiş, bando eserleri yazmış ve neredeyse hücreyi okula çevirmiştir.

Cowell on üç yaşındayken, üstün zekası nedeniyle tanıştığı Lewis Terman, hapishanede Cowell’la görüşmeler yaptı ve otuz dokuz yaşındaki mahkumu gerçek bir homoseksüel değil, çocukluğundan kalma feminen etkilerden dolayı heteroseksüel gelişmesi gecikmiş biri olarak niteledi (Rich, 1995). Amerikalı piyanist ve besteci Percy Grainger, hapishane yönetimine yazdığı mektupta Cowell’ın, asistanı olarak çalışması için şartlı tahliyesini istedi. Bu tahliye kabul edildi ve Cowell 1940’ta Grainger’ın asistanı olarak çalışmak üzere New York’a gitti. Hapishaneden çıktıktan sonra Cowell müzik kariyerine kaldığı yerden devam etti ve en üretken zamanlarını yaşadı. Kompozisyon yarışmasında jüri olarak görev yaptı, üniversitede dersler verdi, makaleler yazdı. 1940 yılının sonunda Cowell, Amerika Birleşik Devletleri ile Latin ülkeleri arasındaki müzik notasyonu alışverişi için hükümet tarafından görevlendirildi. Bir yıl sonra ise Savaş İstihbarat Ofisi’nin denizaşırı ülkeler bölümünde “Uzman Müzik Editörü” oldu.

Cowell’ın hapishane dönemi, müziğinde kırılma noktası olmuştur. Bu dönemden sonra deneyciliğini kısıtlamış, faydalı müzik yazımına ve eğitimciliğe ağırlık vermiş, daha anlaşılır ve insanlara ulaşacak müzikler bestelemeye yönelmiştir. “Madras” senfonisi (1958), keman ve piyano için “Homage to Iran” (İran’a Hürmet) (1957) gibi son dönem eserleri bu şekilde yazılmıştır. Üretim olarak deneyselliğini törpülemiş olarak görünse de üniversite ve konferanslarda yeni müziği ve bestecilik yaklaşımını anlatmayı, 20. yüzyıl müziği üzerine teorik üretimde bulunmayı sürdürdü. Bir sonraki kuşakta çığır açacak olan yenilikçi ve anarşist üslupla müziğe yaklaşan John Cage, Lou Harrison, George Gershwin ve Burt Bacharach gibi isimlerin öğretmeni oldu.

Cowell’ın öğrencileri yeni müzikteki ilerleyişlerindeki cesareti Cowell’ın yaşamı ve müziğinden almış olmalılar. Cowell, piyanonun başkalaşması – vurmalı öğelerin ön plana çıkarılması, piyanoda sesin frekansları ile oynaması, seslerin özgürleşmesi, her sesin müzik olarak algılanabileceği, Batı dışı felsefe ve müziklere yönelimi, müziğin icrasında anlaşılmaktan ziyade deneyimleme gibi 20. yüzyılın ikinci yarısında göreceğimiz devrimsel yaklaşımların öncüsü olmuş, ölümüne dek eser yazmayı sürdürerek günümüz arayışlarında yol göstericiliğini hala koruyan çağının en üretken bestecilerindendir.

Başak İdil Özen

Programın tüm bölümleri için: Novus

 

Liste

radyodinlemekicinbir.site gönüllü çalışma ve dinleyici destekleri ile hayat buluyor. Kısa bir süre önce kapanmanın ucundan döndük. Destek olmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Benzer İçerikler

Takip etsen çok güzel olmaz mı?