Close

Novus 12. Bölüm – 11 Mart 2018 – Heitor Villa-Lobos

20. yy müziği içinde Western kültürü ve halk müziğinden beslenerek farklı yerel ritmik öğelerle kendine özgü bir kompozisyon dili geliştirmiş, özellikle piyano ve gitar için yeni bir icra tekniği yaratmış olan Brezilyalı besteci Lobos, başta Latin Amerika olmak üzeri Avrupa’da da oldukça etkili olmuş bir bestecidir.

Lobos, çok küçük yaşlarından itibaren amatör olarak müzikle ilgilenen babasından müzikle ilgili temel bilgileri öğrenmiş ve altı yaşında çello çalışmaya başlamıştır. Ailesi ile birlikte Rio de Janerio’dan ayrıldıktan sonra gitar çalışmaya başlamış ve dönemin popüler Brezilya müziklerini icra etmeye yönelmiştir. Ayrıca çok küçük yaşlarında edindiği Bach’ın piyano prelüd - füg kitaplarından oldukça etkilenmiştir ki ileri yaşlarındaki bestecilik üslubunda bunun yansımaları görülecektir. 18 yaşında ailesinden ayrılarak Rio de Janerio’da Ulusal Müzik Enstitüsü’nde eğitim görmeye başlamıştır. Bu süre zarfında ülkesi içinde çok fazla seyahat etmiş, yerel müzikleri notaya geçirmiş ve özellikle Afro-Brezilyalı müziği ve kültürü ile ilgilenmiştir. Lobos aynı dönemde; J. S. Bach, R. Wagner ve G. Puccini eserleri üzerinde çalışmıştır. 1915 yılında Rio de Janerio’da verdiği konserlerindeki ilk bestelerinde bu çalışmanın etkileri görülmektedir. Lobos’un müziği, ilk eserlerinin yayınlandığı bu dönemde, eleştirmenler tarafından disonans, modern ve yöresel öğelerin harmanlanarak yazıldığı, yerel dile ait Western etkileri taşıyan bir müzik olarak yorumlanmıştır.

Artur Rubinstein, 1919 yılında bir Amerika turnesinde Lobos ile tanışır ve Lobos’un piyano eserlerinden çok etkilenir. Bu vesile ile sponsor desteği bulunur ve Lobos Paris’e müzik eğitimi almaya gider. 1923 – 1930 yılları arasında Paris’te aldığı eğitim ile birlikte dönemin çağdaş Fransız müziğinden, özellikle C. Debussy ve M. Ravel’den, oldukça etkilenir. Bu dönemde yazdığı eserlerde Fransız etkisi görülür. Ayrıca bu dönemde I. Stravinski ve R. Korsakof’un orkestra eserlerinden çok fazla etkilenerek yazdığı orkestra eserleri büyük takdir görür. E. Varese ile yakın dostluk kurar ve aynı dönemlerde Messiaen Lobos’un eserlerine hayran olur.

1930 yılında ülkesi Brezilya’ya dönerek bestecilik yaşamında ustalık dönemine girer. Bu dönemde, bu güne dek etkilendiği ve öğrendiği tüm öğeleri müziğinde harmanlayacak ve dönemine damgasını vuracak önemli eserlerini yazacaktır. 1930 yılından sonra Brezilya’da ulusal müzik eğitiminden sorumlu olmuştur ve besteciliğin yanında şeflik ve konser organizatörlüğü yapmıştır. Müzik eğitimine katkılarının yanı sıra yerel müzikleri Batı müziğinin armonik üslubu ile harmanlayarak kendi dilini oluşturmuş Lobos, Latin Amerika 20. yy müziğinde bir lider pozisyonuna ulaşmıştır.

Lobos’un gitar için bestelediği eserlere bakıldığında Chopin’in piyano eserlerindeki yaklaşımla bağ kurduğu görülür. Brezilya’nın folk müzik öğelerinden “Choro” dans formunu, Chopin’in Mazurka, Vals, Polka gibi kendi yerel dans formları içerisinde yazdığı piyano eserleri gibi kullanmıştır. Ayrıca Chopin ile ikinci bir benzerliği, Segovia’nın pedagojik olarak gitar müziğine katkı sağlaması için kendisine sipariş verdiği Douze Etudes eseridir. Lobos’un bu 12 etüdü, teknik gelişim açısından gitar için günümüzde de vazgeçilmez olarak görülür ve Chopin’in piyano için yazdığı 24 virtüöz piyano etütlerine gönderme yapılmıştır. Aynı şekilde yerel müzik formlarını kullanarak yazdığı piyano eserlerinde Latin Amerika ezgileri ile kurduğu bağ, Chopin’in Polonya yerel müzikleri ile kurduğu bağa benzer bir nitelik taşır.

20. yüzyılın ilk yarısının en üretken bestecileri arasında bulunan Lobos’un 3000 civarında eseri bulunmaktadır. Afro-Amerikan ve Brezilya yerel müziklerinin etkilerini tüm dünyaya klasik müzik ile taşırken özellikle piyano ve gitar için aksak ritimlerin çalınabilirliği açısından tekniği zorlamış ve geliştirmiştir. Piyano edebiyatı açısından eserlerinin özgünlüğü çok önemli olmasına rağmen Lobos’un piyano eserleri bilinmemektedir. Çoğunlukla sadece gitar eğitimi içerisinde etütleri çalınmakta ve günümüzde ne yazık ki çok nadir piyano repertuarına alınmaktadır.

Başta ülkesi ve Latin Amerika’ya ve sonra tüm dünyaya müzik eğitimi, eserleri ve yerel müzik yaklaşımı ile yaptığı devasa katkıları çok değerli olan Lobos, bugün genç müzisyenler ve müzikseverler için klasik müzik dünyası içinde keşfedilmeyi bekleyen bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor…

Başak İdil Özen

Programın tüm bölümleri için: Novus

Liste

Benzer İçerikler

Bizi takip etmek de istersin belki. : )

Send this to a friend